Alışveriş sepeti (0) 0 Alışveriş sepeti

Alışveriş sepeti boş.

Teşekkürler! Alışveriş listeniz alışveriş sepetine transfer edildi.

Alışverişe gidin
BAŞARANLAR İÇİN İLGİ ÇEKİCİ KONULAR

DİYET DEĞİL YAŞAM TARZI ÖNEMLİ

Zinde Yaşam

Uzman Diyetisyen Gonca Güzel Yaşam Tarzının Önemini Anlatıyor

Uzman Diyetisyen Gonca Güzel Yaşam Tarzının Önemini Anlatıyor

Sağlıklı bir yaşam sürmenin temeli sağlıklı alışkanlıklar edinmekten geçer. Son yıllarda sağlık, beslenme, egzersiz ve kişisel gelişim konularının trend haline gelmesi; rastladığımız her yazıda bu konuların geçmesi; sosyal ortamlarda konuşulması bu konulara olan ilgiyi büyütmüştür. Fakat ne yazık ki medyada oluşan bilgi kirliliği sebebiyle insanların aklı karışmaktadır. Birbirinden farklı uzmanların yaptıkları açıklamalar; dönem dönem bazı diyetlerin veya egzersizlerin moda haline gelmesi ve kulaktan dolma bize ve vücudumuza uygun olmayan önerileri benimsemeye çalışmamız bu konularda sağlıklı bir denge tutturmayı zorlaştırmaktadır.

Bu sebeplerle sanıyoruz ki hayatımız diyet ve egzersizle geçerse sağlıklı ve dengeli oluruz. Burada unutulan konu çıkan her moda diyetin uzun dönemli sağlıklı bir program olmadığı ve sürekli egzersiz yapmanın hayat şartlarımıza ve bedenimize ne kadar uyduğudur. Çıkan her moda diyet kişiye özel olmadığı için, hem sağlıklı beslenme konusunda alışkanlık kazanmamızı ,hem de sürekli kendimizi kontrol altında tutuğumuz için yemekten keyif almamızı engeller. Yanlış ya da gereğinden fazla gıda tükettiğimiz günden sonra telafi edebilmek için sıkı diyet programlarını takip eder, sürekli egzersiz yapmak isteriz. Bütün bu davranışlar ”daha mükemmel” olma isteğimiz ile açıklanabilir. Daha mükemmel olduğumuzda kabul göreceğimizi, sevileceğimizi, mutlu olacağımızı düşünür; ister istemez daha mükemmel olmak için bu tuzakların peşine düşeriz.

Sağlıklı beslenme ve egzersiz alışkanlıkları kazanmak sağlıklı yaşamın temelidir fakat önemli olan bize, bedenimize, ruhumuza ve yaşam şartlarımıza uygun, sürekli devam ettirebileceğimiz en uygun programları yapmaktır. Bedenimiz sürekli yoksunluk ve mahrumiyetten hoşlanmaz; çeşitlilik arar. Çünkü çeşitlilik bir bedene doğru vitamin, mineral ve besin öğelerini sağlayabilir. Katı yaklaşımlardan kaçınmak, gerçek uzmanlardan danışmanlık almak ve sağlıklı yaşamı bir disiplin haline getirmek gerekir.

Sağlıklı beslenmek demek; doğru karbonhidratlar, proteinler, sebze ve meyveler ve yağlı tohumlar içeren gıdalarla beslenmektir. Metabolizmamızın dönemsel ihtiyaçları da farklılık gösterir. Yazın daha hafif kışın daha ağır beslenmek gerekir. Hastalık, hamilelik, büyüme gelişme ve yaşlılık dönemlerinin ihtiyaçları farklıdır. Bu sebeplerle tek çeşit bir programı ömür boyu sürdürmek hem mantıksızdır hem de beslenme bozukluklarına yol açar.

Doğal gıdalar ile sağlıklı ve kaliteli yemekler hazırlamak daha keyiflidir. Hazırladığımız yemeği sadece vitamin-mineral yönünden zengin diye yemek, kilo alma kaygısı sebebiyle yemek yememek ya da ihtiyacımız olanlandan fazlasını yemek yanlıştır. Sağlıklı bir menü hem dengeli, hem kaliteli, hem de lezzetli olmalıdır.

Ülkemiz beslenme konusunda son derece zengin bir çeşitliliğe sahiptir. Her bölgemizin kendine has beslenme özellikleri vardır. Zeytinyağlılar, çorbalar, tencere yemekleri, baklagiller, ızgara ve sebzeli soteler vb doğru yapıldığında son derece sağlıklıdır. Bir pazara çıkmak nasıl bir çeşitliliğe sahip bir coğrafyada yaşadığımızı anlatır. Bu yüzden geleneksel lezzetlerden ödün vermeden belki daha sağlıklı pişirme yöntemleri ve yağlar kullanarak sağlıklı beslenebiliriz. Kışın çorbayla başlayan bir akşam yemeğinde sebzelere kıyma, et, baklagil, yumurta veya tavuk ekleyerek pişirebilir, bu öğüne salata ve yoğurt ekleyerek hem hafif hem dengeli olmasını sağlayabiliriz. Yapabileceğimiz binlerce sağlıklı çorba ,sebze, et yemekleri bulabilir farklı malzemelerle ve baharatlarla sıkılmadan sağlıklı beslenebiliriz.

Hem sağlıklı, hem doğal, hem keyifli beslenmek ve yaşamak konusunda diğer toplumları da örnek almakta fayda var. Yürüyüşü ve toplu taşımayı kullanmayı tercih eden, öğlen yemeklerini parklarda kendi hazırladıkları sağlıklı sandviçlerle geçiren, her besinin en doğalını alan ve taze sebze meyve tüketen Fransızlar sağlıklı yaşamayı keyif haline getiren bir millet. Spor yapmayı bağımlılık haline getirmiyor; hayatının içine katıyor, yürüyerek işe gidiyor bisiklete biniyor veya parkta koşuyorlar. Son moda diyetleri takip etmek yerine düzenli, sağlıklı ve keyifli besleniyorlar ve hayatları boyunca kilo sorunları olmuyor. Japonlar ve Uzakdoğulular da Dünya’nın en az şişmanlık sorunu olan milletleri ve tai chi, karate, bisiklet, yoga vs gibi gencinden yaşlısına yaptıkları ve artık kültürleri haline gelen alışkanlıkları var. Öğünleri deniz ürünleri, sebze, meyve, yeşil çay ve bolca balıktan oluşuyor.

Burada fark etmemiz gereken şey bizim için uygun olan beslenme alışkanlığını kültürümüz, yaşam tarzımız, metabolizmamıza göre uygulamak. Bu konuda benim önerdiğim en önemli şey, bir kötü alışkanlığı değiştirmek yerine bir adet sağlıklı ve mutlu eden alışkanlık koyup, bunu en az bir ay uygulamak ve her hafta başardığımız için kendimize ödül vermek. Mesela; kendime her gün 15 dakika yürüyüş sözü vermek gibi. Yeni bir alışkanlık yaratırken eski alışkanlığın verdiği duyguyu vermesine özen göstermeliyiz. Müzik eşliğinde açık havada yürümek bana keyif veriyorsa yeni sağlıklı alışkanlık olarak yürüyüşü seçmek benim daha iyi adapte olmamı sağlar. Bu yüzden sağlıklı, keyifli ve bireysel özelliklerimize uygun beslenmek, spor alışkanlıkları geliştirmek ve kendimizin en iyisi olmalıyız.

Sağlıklı alışkanlıklar kazanmak için biraz da beynimizin nasıl çalıştığını bilmeye ihtiyacımız var. ‘’Akıllı beslenme’’ adında verdiğim eğitimlerde beyin nörotransmitterleri ile beslenmemizin etkisini anlatıyorum. Yediğimiz besinler sadece kilomuzu değil ruh halimizi, performansımızı, yaşam kalitemizi, hastalıklarımızı, bağımlılıklarımızı ve başarımızı etkiliyor. Bazı besinler beynimizde dopamin seviyelerini arttırdığı için bağımlılık yapıyor o besinleri aldığımızda enerji dolu ve daha odaklı oluyoruz. Şekerli, kafein içeren ve gazlı içecekleri tüketmek buna örnek olabilir. Her şeker veya kahve tükettiğimizde dopamin seviyemiz, enerjimiz ve konsantrasyonumuz artıyor. Bu yüzden ders çalışırken çoğu öğrenci bu besinleri tercih ediyor. Dopamin seviyesini arttıran başka sağlıklı yiyecekler de var (hindi eti, üzüm, balık, kırmızı et, tavuk, orman meyveleri, muz,elma, yumurta ve peynir gibi).

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre sağlıklı olmak, zihnen, fiziken ve sosyal olarak iyi olma halidir. Bu bütünlüğü sağlamak için dengeli olmak şarttır. Egzersiz, diyet ve kilo takıntısı olan insanların bu konuya verdikleri önem yüzünden dengeleri bozulmuştur. Bu konuda nedenleri araştırmak gerekir . Neden ince olma takıntım var; neden kilo almaktan korkuyorum? Bu konuda farkındalık geliştirip daha çok kendini sevmek ve kabul etmek için gerektiğinde yardım almaya hazır olmalıyız. Eğer her fazladan yemek yediğimde kendimi açlıkla ve aşırı egzersizle terbiye etmeye çalışıyorsam; ne kadar zayıflarsam zayıflayayım kendimi hep kilolu hissediyorsam, spor yapmadığım gün çok huzursuz oluyorsam, sürekli kendimi bedenimi inceliyorsam artık bu konuda takıntılı olmaya başlamışım demektir ve eğer bunu çözmezsem ciddi yeme bozukluklarına kadar gidebilir. Muzu potasyum, bademi magnezyum, somonu sadece omega 3 içerdiği için yiyorsam beslenme ile ilişkimi gözden geçirmeliyim.

%100 sağlıklı beslenmek mümkün değil; çünkü bunda sadece günümüz koşulları değil besinlerin yapısı da etkili. Örneğin ıspanağı yıkamazsanız birçok mikroorganizma barındırdığı için hijyenik olmaz ama çok yıkarsanız içeriğindeki C vitaminini kaybeder. Hijyeni sağlamak için yaptığımız işlemler sebebiyle yediğimiz gıdanın besin değeri kaybolabilir. Yapmamız gereken besinleri mevsiminde, doğal, kaliteli olarak almak, mevsiminde bulamayacaklarımızı dondurmak veya dondurulmuş almak, et, tavuk ve balık alırken olabildiğince doğal ve hormonsuz olanları tercih etmek gerekir.

Günümüz koşullarında sağlıklı beslenmenin zor olması takviye edici gıdaların önemini ortaya koyuyor. Besinlere ulaşımımız kolay ama bize gelene kadar geçen zaman ve saklama koşulları besin değerini azaltıyor. Bunlara ek olarak da pişirme yöntemleri besin değerini azaltıyor. Zaten doğal ve organik gıda bulmakta zorlanıyoruz bu sebeplerle dönem dönem vücudumuzun ihtiyacı olan vitamin mineral ve takviye edici gıdaları kullanarak bedenimizin optimum sağlığa ulaşmasını sağlayabiliriz. Mesela Türkiye’de balık tüketimi çok az ve balık en önemli Omega 3 kaynağı. Bir çok hastalıktan özellikle kalp hastalıklarından korunmada çok önemli ve gerekli. Eğer yeterince yani haftada 2 kez balık tüketmiyorsak Omega 3 takviyesi bizim için sadece yararlı değil gereklidir. Vejetaryen besleniyorsak kırmızı et tüketmediğimiz için kaliteli demir alamıyoruz demektir ve demir takviyesi almak beden dengemiz için gereklidir.

Bedenimizde bile milyarlarca bakteri var ve bunların belli bir düzeyi sağlığımız için gerekli. Doğanın dengesini bozmadan, doğal, kaliteli ve sağlıklı beslenmek, düzenli hareket etmek ve hayattan keyif almak çok önemlidir. Kendimizi ne çok serbest bırakmalı ne de çok sıkmalıyız. Bedenimiz ve metabolizmamız mükemmel ve çok akıllı onu dinleyerek ona uygun beslenerek ; uzun vadeli düşünerek; her duyduğumuz şeyi denemeyerek, araştırıp danışarak ince eleyip sık dokuyarak beslenmeyi öğrenebiliriz. Aşırıya kaçmadan ihtiyacımız kadar beslenip kendimize iyi bakalım, yeterli!

Çerezleri, sayfamızda en iyi deneyimi yaşamanız için kullanmaktayız. Çerezler, tarayıcınız içinde saklanmakta ve web deneyiminizi kişiselleştirmenize yardımcı olmak üzere pek çok web sayfası tarafından kullanılmaktadır.

Ayarlarda herhangi bir değişiklik yapmadan web sayfamızı kullanmaya devam ederek çerezlerimizi kabul etmiş oluyorsunuz.

Anladım